bloğu vasıtasıyla tanıdığı birine ne kadar üzülebilir bir insan?
üzülür mü, çok mu üzülür?
ölüm ne kadar gerçek,
ne kadar nefes nefese bekliyor yanıbaşımızda.
o da gitti.
ve bir kez daha anladım ki bu dünyadan hiç birimiz sağ çıkamayacağız.
bunu bile bile böyle yaşamamalı;
kurtuluşun bir yolu olmalı...
Pazar, Haziran 21, 2009
havada bulut yok
Çarşamba, Mayıs 13, 2009
Salı, Nisan 14, 2009
kültürcan
uzun süredir aklımdaydı,
yanıp yanıp sönüyordu Pelin Batu ışığı.
otursam da bir şeyler yazsam diyordum.
kendisini çok tanıyor değilim.
önyargı olmasından endişe ediyordum.
ama sonra dedim ki kendime
velev ki öyle olsun, eğer ben yanlış algılıyorsam bu bağğyanın imajını
belki okur burayı da bakar hal çaresine.
belki mi dedim,ah tabi ki okuyordur.
tam da röportajlarının ve görünen "imaj"ının bende uyandırdığı intibayı anlatacakken bugün bunu gördüm.
şen oldum.
Pazartesi, Nisan 13, 2009
bir ihtimal daha var..
"YÖK, öğretim üyesi sıkıntısı çeken Anadolu’daki tıp fakültelerine büyük şehirlerdeki tıp fakültelerinden öğretim üyesi gönderecekmiş. Tabii öğretim üyeleri bu uygulamaya itiraz etmişler.
Batılı öğretim üyeleri ile bizimkiler arasındaki en büyük farklardan biri de mobilitedir. Batılı akademisyenler sürekli olarak daha iyi fırsatlar buldukları okullara doğru hareket ederler. Bizimkiler ise, yerlerinden asla kıpırdamaz. Asistan, hatta öğrenci olarak girdikleri okuldan profesör olarak çıkarlar.
Batıda da herkes iyi okullarda çalışmak ister. Talep fazla olunca iyi okullarda çalışmanın bedeli de yükselir. Bu okullarda kadrolar herkese açıktır ve başvuranlar içinde en iyileri alırlar. Bizde ise bir fakültedeki kadrolar dışarıdan gelenlere açık değildir. Göstermelik ilanlar verilir. Başvuranlar arasında daha iyisi olsa bile, başka okuldan gelenin açık kadroyu alma ihtimali sıfıra yakındır.
Batıda hocalar mesleklerine yatırım yapar ve kendini sürekli geliştirmeye çalışır. Çünkü, yükselmesi, daha iyi bir iş bulabilmesi mesleki performansına bağlıdır. Biz de ise hoca mesleğine değil, ilişkilere yatırım yapar. Çünkü okulunda kendisine kadro verilebilmesi okulundaki diğer hocalarla, özellikle üstleriyle iyi ilişkiler kurabilmesine bağlıdır.
Ben de YÖK’ün davranışını yanlış bulanlardanım. Emirle Anadolu’ya gönderilen hocadan hayır gelmez. Adam belki gönderildiği yere gider, iki gün okulda ‘takılır’, üçüncü gün kaçmanın yolunu arar. Yapılması gereken öğretim üyeliği sistemini rekabete açmaktır. Rekabet artınca talep gören üniversitelerde öğretim üyesi olmanın çıtası yükselecektir. Çıtayı aşamayanlar ya meslekten çekilecek ya da daha az talep edilen ve çıtası daha düşük yerleri tercih etmek zorunda kalırlar. Böylelikle hem boş kadrolu okul kalmaz hem de öğretim üyelerinin kalitesi yükselir."
Perşembe, Nisan 09, 2009
hayat memat
bir yaş daha artırdım kendimi.
İstanbul'da görmediğim bir çok güzellik olduğunu farkettim,
bir de elden ayaktan düşmeden daha sakin bir yere yerleşmenin gerekliliğini.
bu karmaşa şimdi yoruyorsa bizi sonra neler yapmaz ki!
bu sefer tersi olsun: biz büyüyelim ve durulsun dünya.
Salı, Mart 24, 2009
işimiz gücümüz israf
işimiz hizmet, gücümüz millet.
gazetede bu haberi okuduktan sonra öğrendim ki slogan ak partiye aitmiş.
bilmiyordum.
keza diğer partiler de öyle,bilmiyorum.
halbuki günlerdir dört yanımız afişlerle kuşatılmış durumda.
ya ben ilgisiz ve dikkatsizim ya da sağa sola bayraklar,afişler asmak pek işe yaramıyor.
bir iletişim problemimiz var.
Pazartesi, Mart 16, 2009
alkışlarla yaşa
...
Baharı bekleyen kumrular gibi,
sen de beni bekle sakın unutma.
ellerim havada,gözlerim yoldaaaa,
bir tanrı'yı bir de beniii sakın unutma
...
sadece bana öyle gelmiyordur değil mi?
yani metin akpınar'ın sesinin bu kadar içli oluşu.
bir albüm çıkarmalı.
evet,bir bu eksikti.
albüm çıkarmazsa siyasete atılsın.
nasılsa erken seçime gidilecek!!!
geçen gün katıldığı programın sonuna doğru siyasete katılmak konusundaki düşüncelerini,
"29 Mart seçimi olsun bi, ardından erken seçime gidilecek anlaşılan" gibi bir cümle ile ifade etti,evet bunun gibi bir şeydi.
hala seviyorum kendisini,albüm yapsın.
